5   +   3   =  

“Ortadoğu” kelimesi bile İngiliz sömürgeciliği ile doğrudan bağlantılı. Sınırların yanı sıra adının bile sömürgeciler tarafından tanımlandığı bir coğrafya olan Ortadoğu’da halkların kaderini de sömürgeciler belirledi. Coğrafyanın dinsel ve ulusal zenginliği ise bölgenin gerici devletleri ile emperyalistlerin politikalarını hayata geçirmek için kullandığı temel dayanakları oldu. Ancak Kuzey Afrika’da Arap halklarının ayaklanmasıyla birlikte Ortadoğu da köklü bir değişim sürecine girdi ve bu kez değişimin öncü gücü halklardı, ezilenlerdi. Değişen sadece sınırlar ve iktidarlar değil, toplumsal sistemdi.

Rojava’da halkların Esad rejimini kovarak iktidarı ele geçirmeye başladığı 19 Temmuz 2012 tarihinden bu yana yaşananlar, ezilenlerin de bir iradesinin olduğunun, üstelik bu iradenin siyaset ve ekonomi ile toplumsal hayatı eşitlikçi ve özgürlükçü bir biçimde inşa edebilecek bir gücü bulunduğunun somut ifadesiydi.

Kobanê şehidi Paramaz Kızılbaş’ın (Suphi Nejat Ağırnaslı) son mektubunda Rojava için yaptığı tanımı hatırlarsak; hayal gücünün iktidarıydı.

Bu İktidar Nasıl Bir “Şey”?

Rojava’da 2012’den bu yana inşa edilen sisteme “ikili iktidar” biçimi denilebilir. Birincisi; yukarıdan aşağıya doğru bakanlıklarla bir hükümet inşa edildi. İkincisi; bu “hükümet”in yanında ve içinde aşağıdan yukarıya doğru komünlerden önce kantonlara, sonra da federasyona uzanan bir halk inisiyatifi oluşturuldu.

6 Ocak 2014 tarihinde Amûdê’de toplanan Rojava Demokratik Özerklik Yönetimi Yasama Meclisi tarafından kabul edilen Rojava (Cizîre) Toplumsal Sözleşmesi’ne göre kantonlarda kurulacak bakanlıklar şunlardı:

“Dışişleri Bakanlığı, Meşru Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Bölgesel, Belediye, Nüfus ve Şehircilik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve İşçi Yerleştirme Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Elektrik, Sanayi ve Yeraltı Kaynakları Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ticaret ve Ekonomi Bakanlığı, Şehit Aileleri Bakanlığı, Aydınlanma ve İletişim Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Turizm ve Arkeoloji Bakanlığı, Din Bakanlığı, Kadın ve Aile Bakanlığı, İnsan Hakları Bakanlığı.”

Bakanlıklar elbette, bildiğimiz burjuva siyaset sınırlarının dışındaydı. Öncelikle her bakanlıkta bulunan bakan ile iki yardımcısının statüsü eşit. Bakan, bakan yardımcısından “rütbeli” değil. Asıl önemlisi de, “üçlü bakanlık sistemi”nde cinsiyet ve halkların temsiliyetinin sağlanması temel ilke. Ayrıca bakanlıklar ilgili komün, meclis ve akademiler ile ortak çalışma yürütmek zorunda.

Bu yukarıdan aşağıya doğru “iktidarın” yanında ve içinde aşağıdan yukarıya doğru inşa edilen halk egemenliğinin temeli ise komünlerdir. Rojava’da devrimin önderliğini yapan Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM) en temel ilkesi; örgütsüz kimse kalmayacak. Bu tüm halkın “komün”lerde örgütlenmesini sağlamak anlamına geliyor.

Rojava’da komünlerin gelişim seyri ise şöyle: 2010 yılının Ekim ayından itibaren köylerde meclisler kuruluyor. Köyler, Esad rejiminin fazla sirayet edemediği yerler. Meclislerin yanı sıra YPG-YPJ’nin öncü gücü olan milis örgütlenmeleri de ilk önce köylerde oluşturuluyor. İlk silahlı milislerin eğitim mekânı ise arazisi Rojava’nın diğer bölgelerine göre dağlık olan Efrîn.

2011 yılının Ekim ayına gelindiğinde ise TEV-DEM kuruldu. Ardından 354 üyeli Batı Kürdistan Halk Meclisi oluşturuldu. Meclis’in yüzde 40’ı kadındı. Aynı dönemde toplumsal barış komiteleri kuruldu. Devrim günlerinde ve sonrasındaki ilk aylarda en çok çalışan kurum barış komiteleri oldu. Çünkü bu komiteler, rejim dönemine ait mahkemelerindeki tüm dosyaları tek tek inceleyerek toplumsal adaleti sağlamaya çalışmıştı. Böylece devletin mahkemelerini devreden çıkartmıştı. Ayrıca amaç çözülebilecek tüm sorunları barış komitelerinde çözerek, “devrimin mahkemeleri”ni gereksizleştirmekti. Aslında 2011 yılının başından itibaren halk, belli başlı bölgelerde kendi yönetimini kurmaya başlamıştı.

21 Ocak 2014 tarihinde ise kanton sistemi ilan edildi; Cizîre, Kobanê ve Efrîn kantonları. Kantonların Toplumsal Sözleşmesi şu sözlerle başlıyordu:

Din, dil, ırk, inanç, mezhep ve cinsiyet ayrımının olmadığı, eşit ve ekolojik bir toplumda adalet, özgürlük ve demokrasinin tesisi için. Demokratik toplum bileşenlerinin siyasi-ahlaki yapısıyla birlikte çoğulcu, özgün ve ortak yaşam değerlerine kavuşması için. Kadın haklarına saygı ve çocuk ile kadınların haklarının kökleşmesi için. Savunma, özsavunma, inançlara özgürlük ve saygı için. Bizler demokratik özerk bölgelerin halkları; Kürtler, Araplar, Süryaniler (Asuri ve Arami), Türkmenler ve Çeçenler olarak bu sözleşmeyi kabul ediyoruz.

Aynı sözleşmede demokratik özerk bölge yönetimlerinin “ulus devlet ile askeri ve dini devlet anlayışını reddettiği”, aynı zamanda “merkezi yönetim ve iktidarı kabul etmediği”nin de altı çiziliyordu.

Devrimin gerçekleştiği 19 Temmuz 2012 ile kantonların ilan edildiği 21 Ocak 2014 tarihleri arasında Rojava halklarına karşı sayısız saldırılar gerçekleşti. Savaş bir an bile halkların gündeminden çıkmadığı gibi toplumsal üretimin yüzde 80’i savunmaya harcandı. Bu savaşlardan ilki Kasım 2012 ile Temmuz 2013 arasındaki Serêkaniyê savaşıydı. YPG-YPJ güçleri 16-17 Temmuz günlerinde El Nusra’nın başını çektiği cihatçı çete gruplarını kent merkezinden çıkardı ancak çevre köylerin çetelerden temizlenmesi aynı yılın sonbaharına kadar sürdü. İkinci büyük savaş ise; dünya halklarından daha yakından bildiği Kobanê savaşıydı. 15 Eylül 2014 tarihinde DAİŞ’in Kobanê’ye saldırısıyla başlayan savaş, 27-28 Ocak 2015’de YPG-YPJ güçlerinin zaferi ile sonuçlandı. Ardından da Kobanê ile Cizire kantonları arasındaki Grê Spî’nin çetelerden temizlenmesine sıra geldi. Bunu da, Tişrin, Şeddade, Minbic, Tabka, Rakka ve Dera Zor takip etti. Devrim kurumlarının inşası savunmanın yanında devam etti. Dolayısıyla komünler de dahil olmak üzere bir çok kurum yeni baştan, yeni baştan kuruldu. Ancak komünlerin inşası kantonların ilanından sonra hız kazandı.

Komünler, Rojava’da birer yönetim organlarıdır. 29 Aralık 2016 tarihinde toplanan Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Kurucu Meclisi tarafından kabul edilen sözleşmenin 47.maddesi şöyle:

Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu, halkların ve toplulukların özgür ve demokratik toplumsal yaşamını komünler, meclisler, sendika ve toplumsal kuruluşlar temelinde örgütleyerek geliştirir. Toplumun demokratik sistemi, bu kurumlara dayanarak gelişir ve kalıcı olur.

48. madde de ise komünler yönetim organları olarak tanımlanır:

Komünler doğrudan demokrasinin temel örgütsel şeklidir. Örgütsel ve idari sistematik içinde, karar alma ve yönetme sistemidir. Karar alma sürecinin her aşamasında bağımsız bir konsey olarak işlerini yürütür.

Komünler ihtiyaca bağlı olarak savunma, eğitim, sağlık gibi komiteler kuruyor. En temel komiteler ise savunma, eğitim ve uzlaşma komiteleri. Toplumsal hayatın tüm sorunlarının halkın katılımı ile çözümü amaçlanıyor. Komünde çözülemeyen sorunlar, bağlı bulunduğu meclise taşınıyor. Her bir komün bir parlamento gibi çalışır ve karar verir.

Devrimci Parti ve Örgütler Uluslararası Koordinasyonu’nun (ICOR) 2014 yılı Haziran ayında Cizîre’deki incelemelerinden oluşan raporunda, Rimelan’daki petrol komününe ilişkin yer alan değerlendirmeye şöyle:

Derik yakınındaki kurulan rafineri komün örgütlenmesinin en gelişmiş halini temsil etmektedir. Üç vardiya çalışılıyor. İşçi-teknisyen, mühendis olarak her vardiyada 300, toplamda 900 kişi çalışıyor. Bu bir komün. Kendi kendini yönetiyor. Her şeyi, ham petrolü rafine eden kazanları da kendileri üretmiş; her şeyiyle kendi emekleri. Ancak kendi tüketimleri kadar mazot (kaliteli) ve kalitesiz benzin (gerekli teknoloji ve hammadde olmadığı için) üretiyorlar. Hem kendi kendilerini yönetmeleri, komün anlayışlarına göre üretimde bulunmaları ve hem de kendi deyimleri ile 100 sene öncesinin teknolojisine göre üretim yapmaları; hiçbir zorluktan yılmamaları, yaratıcılıkla rafine inşa etmeleri oldukça etkileyici. Rafineri komünü her türlü zorluğa, abluka ve ambargoya rağmen ‘istersen başarabilirsin’in oldukça anlamlı bir örneğini teşkil etmektedir. (Demir, 2015: 101)

Kaç komün kuruldu ve ne kadar insan komünlerde örgütlü? Bu sorunun yanıtını 22 Eylül 2017 tarihinde yapılan komün eşbaşkanlığı seçimi sonuçlarına bakarak söylemek mümkün.

Rakamlar şöyle:

Cizîre bölgesinde 437 bin 142 kişi oy kullandı. 2 bin 551 komün için 7 bin 687 eş başkan adayı arasından 5 bin 102 aday seçildi.

Fırat Bölgesi’nde 135 bin 661 yurttaş ve 772 göçmen oy kullandır. 849 komün için 3 bin 192 kişi aday olurken, bin 698 eşbaşkan seçildi.

Efrîn Bölgesi’nde 155 bin 697 yurttaş ile 5 bin 395 göçmen oy kullandı. 415 komün için bin 440 kişi aday oldu. 830 eşbaşkan seçildi.1

Komünlerde ve komün içinde kurulan komitelerde eşbaşkanlık sistemi ile toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanırken, ayrıca kadın komünleri de oluşturuldu. 2016 yılının Haziran ayında Cizîre bölgesindeki Qamışlo kenti ve çevresinde 140 kadın komünü oluşturulmuştu. 2

Demokratik ve özgür toplumun en temel hücreleri olduğu gibi halk egemenliğinin de temel biçimi. Komün; herkesin “her şey” olduğu yerdir. Bir yaşam tarzıdır. Herkesin yönetime ve sorunların çözümüne katıldığı bir yaşam tarzı. Rojava devrimi ve Kuzey Suriye Federasyonu’nun geleceği bakımından stratejik önemdedir. Çünkü toplumun özgücüne dayalı örgütlülük düzeyi geleceği belirleyecektir. Bunun aracı da komünlerdir.

Kantondan Federasyona

Rojava, Türkiye, Suriye, Irak ve İran devletleri tarafından dört parçaya bölünerek sömürgeleştirilen Kürdistan’ın bir parçası ve nüfusun çoğunluğu da Kürt’tür. Ancak Rojava’da “Kürt ulus devleti” değil, Kuzey Suriye sınırları içinde yaşayan tüm halkların eşit ve özgür birlikteliğine dayalı halk egemenliği inşa edildi. İlke, halkların eşit ve özgür bir şekilde yaşamını güvenceleyen tam hak eşitliği ilkesidir.

Kanton, Rojava’nın öz yönetim araçlarından biriydi. Devrimin ilk iki yılı için ihtiyaca denk düşen bir modeldi. Ancak devrimin ihtiyaçları değişti. Rojava devrimi olarak başlayan devrim, Kuzey Suriye devrimine dönüştü. 19 Temmuz 2012 tarihinden bu yana devrimin nüfuz ettiği alan büyüdü. Kantonlar arasındaki bölgeler ile Rakka ve Minbic’in faşist dinci DAİŞ çetelerinden temizlenmesi ile devrim “coğrafi” olarak genişledi. Bu durumda kantonlar federasyona evrildi. Cizîre, Kobanê ve Efrîn kantonlarının Demokratik Özerk Yönetimleri Genel Koordinasyonu 2016 yılının Mart ayında bir araya geldi ve Kuzey Suriye Federasyonu’nun kuruluşunu ilan etti. Kuzey Suriye Federasyonu Cizîre, Fırat ve Efrîn olmak üzere üç bölgeden oluşuyor. Her bölge ayrıca iki kanton biçiminde örgütlenmiş durumda. Cizîre bölgesi, Heseke ve Qamışlo; Fırat bölgesi, Kobanê ve Grê Spî; Efrîn bölgesi, Şehba ve Efrîn kantonlarına ayrıldı. Minbic ve Rakka ise kendi yönetimi olan özerk bölge olarak tanımlandı.

Kuzey Suriye Federasyonu’nun idari yapılanması da “yerel özerklik” esasına dayanıyor. Kantonların Toplumsal Sözleşmesi’nde yer alan “Cinsiyet eşitliği, halklar temsiliyeti, ekolojik ve demokratik toplum” gibi temel ilkeler, Federasyon Toplumsal Sözleşmesi’nde de korundu.

Bölgeler “ekonomik yeterlilik” esasına göre örgütlendi. Federasyon Anayasası’nın 54.maddesinde bu ilke şöyle yer aldı:

Her bölge, ekonomik alanda kendine yeterlilik esasına göre örgütlenir. Gücü ve koşulları oranında Suriye ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nda genel toplumsal refahın ve zenginliğin üretimine katılır ve kendisine düşen payı alır.

Her bölge ve kantonun “toplumsal sözleşmedeki ilkelere aykırı olmaması” koşuluyla karar alma hakkı ve yetkisi bulunuyor. Federasyon sözleşmesinin 33. maddesi ise bu hakkı tüm halklara tanıyor:

Kültürel, etnik ve dinsel topluluklar özyönetimlerini belirleme, kültürlerini koruyup geliştirme, demokratik örgütlenmelerini sağlama hakkına sahiptirler. Hiç kimse veya topluluk kendi inançlarını başkasına zorla dayatamaz.

Bölge halk meclisleri de “her bir bölgede halkın ve toplulukların genel temsil organı” olarak tanımlanırken, “yasama, denetleme ve genel siyaseti belirleme” misyonu yüklendi. Bölge halk meclisinin kimlerden ve nasıl oluşacağını ise Toplumsal Sözleşme’nin 55. maddesi düzenliyor:

Bölge halk meclisi, yüzde 40 oranında etnik, dini, inanç ve kültürel toplulukların nüfus oranlarına göre doğrudan kendi içinden demokratik temelde seçilmiş temsilcilerden, yüzde 60 oranında tüm halkın katıldığı genel seçimlerle tespit edilen halk temsilcilerinden oluşur.

Federasyonun Meclisi’nde de yüzde 40+yüzde 60 oranı korunurken, eşbaşkan ve üyelere “en fazla iki dönem görev yapma” sınırlaması getiriliyor. Toplumsal Sözleşme’nin 57. maddesinde Federasyon’un Meclisi şöyle tanımlanıyor:

Halkların Demokratik Kongresi, Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu çatısı altında yaşayan tüm halkları temsil eder. Ortak yaşamın, kardeşliğin, demokratik ve özgür birlikteliğin sembolüdür ve bölgenin bütün halklarından oluşur. Halkların Demokratik Kongresi, Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Ermeni, Çerkes Türkmen, Çeçen ve Keldani gibi topluluklardan meydana gelir ve yine Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu çatısı altında bulunan Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Êzidi, Alevi ve Şia gibi inanç ve kültürel topluluklardan oluşur. Tüm bu halk ve toplulukların tarihsel, demografik, coğrafik, dini inanç, etnik ve kültürel yapılarını gözeterek, topluluk ve yöre halkının istek ve iradesini esas alarak oluşur. Halkların demokratik kongresi, demokratik özerk yönetimlerin oluşmasında halkların ve grupların inanç, etnik ve kültürel özgürlüklerini bir kanunla garanti altına alır. Toplumun örgütlendirilmesinde demokratik federal sistemi temel alır. Toplumun ekolojik ve ekonomik denge içinde yaşamasını sağlar.

Kuzey Suriye’deki tüm halklar ve kültürler Demokratik Suriye Meclisi’nde temsil ediliyor ve bölgede yaşayan tüm halklar ve inançların bir çatı örgütüdür. Bütün halklar ve topluluklar kendilerini yönetirken, diğer yandan da federasyonda temsil ediliyor.

Demokratik Suriye Federasyonu, Kuzey Suriye ve Suriye’de iki yönlü federatif birliği sağlıyor. Birincisi; Kuzey Sınırları içindeki federal birliği, ikincisi de Kuzey Suriye Federal Meclisi üzerinden Demokratik Suriye ile federal birlik. Bu yönüyle Kuzey Suriye Federasyonu, Suriye’nin demokratikleştirilmesini hedefleyen bir pratik oldu.

Sonuç olarak Rojava devrimi ve Demokratik Suriye Federasyonu halk egemenliğinin en güncel örneğidir.

NOTLAR

2 http://tr.hawarnews.com/kadinlar-komunal-yasami-aktariyor/

Kaynakça

Demir, A. (2015). Devrimin Rojava Hali. İstanbul: Ceylan Yayınları

Rojava Toplumsal Sözleşmesi, https://civiroglu.net/rojava-toplumsal-sozlesmesi/, indirilme tarihi 7 Nisan 2018.