#MAKALELER

TEKNOLOJİK İYİMSERLİĞE DAİR

Bilim, makine ve yapay zeka kendi içinde ne bir tahribat kaynağı, ne de kurtarıcı bir kahraman olabilir. Kendi torunlarımıza gerçekten (yaşanabilir) bir dünya bırakmak istiyorsak yapmamız gereken ütopyayla distopya arasında bir uçtan ötekine savrulmak yerine, içinde bulunduğumuz derin krizi üretim ilişkileri bağlamında serinkanlılıkla ele almak ve ezelden beri pansuman telkin edenlere kulağımızı tıkayıp, yarayı doğuran kaynağı kökünden kurutmaktır.... Tamamını Oku...

İran: Halkın Ayaklanması, Tutumlar, Yorumlar, Hurafeler

İran halklarının isyanı, bölgemiz halklarının özgürleşmesine yapılmış gerçek bir katkıdır. Bu yeni halk dinamiği, onu kendi özgül emperyalist çıkarları nedeniyle destekleyen ABD'nin çerçevesine sığmayacaktır. Antiemperyalizmi halklara ait bir politik tutum olarak, halkların/ezilenlerin kurtuluşuna, özgürleşmesine hizmet eden bir tutum, bir hareket olarak görmek, ele almak doğrudur.... Tamamını Oku...

Halkın Fedaileri: Yaşayabilmek İçin Saldırmak

Halkın Fedaileri’nin politik askeri eyleme biçtikleri anlam, İran’da siyasi gericiliğin devrimci harekette yarattığı “pasif ve üstü örtülü politik direniş” biçimine eylemli bir eleştiridir. Başka bir ifadeyle, tehlike geçinceye kadar ölü taklidi yapanları eylemiyle sarsmayı amaçlar. Halkın Fedaileri’nin birinci stratejik hedefi, “silahlı mücadelenin toplumun en ilerici güçleri ve politik bilinçli tabakası düzeyinde oluşturulması ve sağlamlaştırılmasıdır.... Tamamını Oku...

Temel Gelir ve Endüstri 4.0 Tartışmalarına Bir Katkı

İşçi sınıfının da diğer sınıfların da özgürlüğü, gerçek anlamıyla ele alındığında TG gibi bir teklife indirgenebilecek kadar sığ bir özgürlük anlayışı değildir. TG gibi sermayenin krizini aşmak için kullandığı, güzelce ambalajlayıp sattığı yöntemler değil, işçi sınıfının kendisinin sermayeyi zorlayacak, krizlerini görünür kılacak, örgütlü mücadelesini yükseltecek taleplerini desteklemek gerekir.... Tamamını Oku...

Gelecek Halk Meclislerindedir

Sovyet iktidarının mutlaka ilkesel anlamda tek partili bir iktidar olmak zorunda değildir. Sovyetler Birliğinde Ekim Devrimi 2 partili bir iktidar, 4 partili bir sovyet yaratmıştı. Bulgaristan’da 4 partili bir proletarya diktatörlüğü deneyimi de var. Küba'da Halk İktidarı Meclisleri'nde partinin aday göstermemesi ve kimsenin de parti adına aday olamaması da ileri bir adımdır. Kuzey Suriye Federasyonu'nda da yapılan Halk Meclisleri seçimlerinde de %60 oranında halkın aday olmasıyla oluşturulan bir delegasyon, %40 ise partilere, halklara, inançlara ayrılan kontenjanlar söz konusudur.

... Tamamını Oku...

Anadolu Dillerinin Yok Oluşu

Bugün yirmiden fazla dilin konuşulduğu Anadolu (Ethnologue, 2017), bu açıdan ele alındığında geçmişten günümüze açılan bir pencere, büyük bir insanlık mirasının taşıyıcısı olarak belirir. Ancak öte yandan bu diller, yaklaşık bir asırdır sürdürülen politikalar sonucunda ağır baskılara maruz kalmış, giderek azalan bir oranda kullanılır olmuştur. Günümüzde maalesef bu dillerin büyük çoğunluğu bir sonraki kuşağa aktarılmama ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.... Tamamını Oku...

İnsani Finans Zırvası

Faizsiz bankacılık diye bir şey yoktur. İnsani Finans diye kitlelere pazarlanan şey sermaye gruplarının birbirine üstünlük sağlama yolunda işçi sınıfının daha "yaratıcı" bir yoldan mülksüzleştirilmesinden başka bir şey değildir. "İnsani" olan ve bu üretim krizinden çıkışı sağlayacak olan şey MÜSİAD ve şürekâsının zannettiği gibi işçi ve emekçilerin kuşa dönmüş birikimlerini daha düşük bir karşılıkla yağmalayıp tekrar kâr için üretime sevk etmek değil, toplum için üretime, sosyalizme geçmektir.... Tamamını Oku...

Nâzım’ın Sansürlü Sayfaları

İlk baskıyı yapan yayınevi, dönemin anti komünist yasalarından duyduğu korkudan olsa gerek, kitabı sansürlü biçimde basmıştır. Bu kitabın yasal yayın haklarını bugün elinde tutan Yapı Kredi Yayınları, kitabın 21 baskısını yapmıştır. Ancak ne var ki bu baskılar da sansürlüdür. Sansürlü bölümler halen okurdan saklanmaktadır. İşte bu makalede biz, Türkiye'de yayımlanışının 50. yıldönümünde, Nâzım'ın Türkiyeli okur bakımından kayıp olan bu sayfalarını gün yüzüne çıkartacağız.... Tamamını Oku...

Mahfi Eğilmez’in “Ahbap-Çavuş Kapitalizmi”ne Dair

Yalnızca Mahfi Hoca değil, neden birçok iktisatçı bugünkü kapitalizmin (tam değil) aksak/bozuk rekabet, (rasyonel değil) irrasyonel davranış, (genel denge değil) arz-talep dengesizlikleri tarafından tanımlanan, ‘yeni ve farklı bir kapitalizm’ olduğunu düşünüyor? Sorunun cevabı çok basit: sabit nokta olarak neoklasik teori ve tam rekabetçi piyasa modeli alındığında, gerçekte karşımıza çıkan her şey bize bozuk ve aksak olarak görünüyor.... Tamamını Oku...

Ev İçi Emek

“Ailenin dışında hayat var”, şiarı ne kadar küçük bir azınlık kadının hikayesine uyuyorsa, ev işleri ortaklaştırılsın da o kadar küçük bir azınlık erkek ve kadının sorunlarına derman olabilir. Gerisi; milyonların, milyarların angarya emek sarfına ve bunu sermaye sınıfının, kapitalist devletin tepe tepe kullanmaya devam etmesi olacaktır.... Tamamını Oku...

Lao Tzu, Mensiyüs ve Mao

Bugünkü Çin devletinin Mensiyüs'ün öğretilerini halk sınıflarına yaymak için muazzam fonlar ve enerji harcaması Çin liderliğinin uzak görüşlü kapitalistlerden oluştuğunu gösteriyor. Kriz derinleştikçe “Çinli karakterde sosyalizm”, hisse senetleri borsasında alınıp satılan bir sosyalizm, McDonald's'a ev sahipliği yapan bir sosyalizm, Sahara-Altı Afrikası'na emperyalist erişimini genişleten bir sosyalizm, diğer emperyalist ülkelerdeki kapitalistler için giderek popülaritesi artan bir sosyalizm oluyor!... Tamamını Oku...

Marksizmin Komünizm Düşüncesi

Bir isim/kavram olan Marksizm, Marx ve Engels tarafından kurulan bilimsel komünizm teorisini ve onun devrimci hareketini anlatır. Marksizm bilim, felsefe ve siyaset alanlarına yaslanarak teorik bütünlüğünü kurar, kendini yeniden ve genişleterek üretir. Marx ve Engels, komünist teoriye sıçrayan ilk kopuşlarını burjuva bilim ve felsefe alanında gerçekleştirirler. Burjuva bilim ve felsefeden köklü epistemolojik kopuş anlamı taşıyan ilk teorik çalışmalar, aynı zamanda komünizm teorisine bir girişi de temsil eder.... Tamamını Oku...

Evrim ve teorisi

Nuray Mert geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde  “evrim teorisinin bilim yerine konmasına” karşı olduğunu yazdı ve “bilimsel kesinlik” kazanmasının mümkün olamayacağını söyledi. Onun için evrim teorisi de, en nihayetinde yaratılış teorisi gibi “insanın oluşumuna dair bir akıl yürütme.” Gelen tepkiler üzerine çıtayı biraz daha yukarı taşıyarak “bilimsel düşüncenin insanın var oluşuna dair sorulara cevap vermesi beklenemez” dedi. Evrim teorisini bir dogma olarak belleten sığ pozitivistlere karşı otoritenin sarayında bir ampul yaktı!... Tamamını Oku...

Sınırları Kaldırmak: Devletsiz bir Egemenlik Alanı Ne Kadar Mümkün?

Sınırlar, uçlar devletin irrasyonel meşruluğunun (meşruluğunun irrasyonel olduğunun?) en iyi görüleceği yerlerdir: O ülkede ne oluyorsa sınırda da o olur, ama ek olarak sınırda o ülkede hiç olmayan şeyler de olur. Sınırlar devletin kendi yasaklamış olduğu aktiviteleri yine kendisinin ne kadar beceriyle yasallaştırdığını, kendi sınırlarının meşruluk alanlarını ve geçişe uygun bulduğu arazileri hem sabit ve hem de değişen politikalarla nasıl çizmekte olduğunu en iyi gösteren “mekan”dır.... Tamamını Oku...