Click here for the English version / İngilizcesi için buraya tıklayınız

Beşinci dosyamızla merhaba!

İlk üç dosyamızda teorik konulara odaklanmış, dördüncü dosyamızda ise “başını Çin ve Rusya’nın çektiği yeni bir eksen mi doğuyor?” sorusunu önümüze koymuştuk. Bu dosyamız bir öncekini tamamlar nitelikte. Yeni eksen tartışmaları bir yanıyla da ABD hegemonyasının göreli gerilemesine işaret ediyor. Okurlarımıza sunmaktan kıvanç duyduğumuz bu dosyada ABD’yi tarihsel, sosyolojik, ekonomik ve politik bakış açılarıyla ele alıyoruz.

Britanyalı Marksist iktisatçı Michael Roberts meselenin iktisadi yanına ışık tutan yazısında, onuncu yılını dolduran küresel krizin yapısal nedenlerini inceliyor. Roberts, kâr oranlarında gözlemlenen yapısal düşüş eğilimi nedeniyle ABD ekonomisinin patinaj çekmekte olduğunu hem teorik bir çerçeveye, hem de verilere dayanarak ortaya koyuyor.

Siyaset sosyoloğu Kumru Toktamış ve sosyolog/gazeteci Abby Scher, ABD’de başlayıp tüm dünyaya yayılan #MeToo hareketinin yarattığı etkiyi inceliyor. Birleşik Devletler’deki kadın hareketinin tarihsel gelişimini fragmanlar halinde sunan bu yazı, #MeToo’nun barındırdığı radikal potansiyelin açığa çıkarılması koşullarını tartışıyor.

Bir diğer Marksist iktisatçı Daniel Younessi, göç-ırk-sınıf üçgeninde ortaya çıkan karmaşık toplumsal ve ekonomik ilişkileri analiz ediyor. Hayli zihin açıcı bu makale, hem ABD’de işçi sınıfının parçalı yapısının oluşumuna tarihsel açıdan ışık tutuyor, hem de bunun sermaye birikimi bağlamında nasıl yeniden üretildiğini ele alıyor.

Araştırmacı/yazar Alp Altınörs, “Amerikan Emperyalizminin Bunalımına Dair Tarih Notları” başlıklı incelemesinde Vietnam Savaşı’ndan günümüze uzanan süreçte ABD’nin küresel hegemonyasının geçtiği evreleri ve yaşadığı göreli gerilemeyi özellikle Kuzey Kore ve Venezuela uğraklarına yoğunlaşarak aktarıyor.

Dosyamızda günümüz ABD soluna ve bunun son dönemde yaşadığı yükselişe dair üç yazı bulunuyor. Yasemin Yılmaz, uzun süredir hapsolduğu dar çevreden çıkmakta olan sol siyasetin söylem ve eylem düzeyinde yaşadığı ürkekliği, post-modernizmin fikir dünyasındaki etkileri  bağlamında tartışıyor.

Doug Harrington, ülke siyasetine doğrudan müdahale etmeye başlayan Amerikan Demokratik Sosyalistleri’nin (DSA) yapısını ve ülkedeki ana akım sol ile ilişkilerini inceliyor.

Muhsin Yorulmaz ise, bir başka yeni odak olan Marksist Merkez sözcülerinden Kate Doyle Griffiths ile kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. Teoriden tarihe, bağımsız devrimci sınıf hareketinden enternasyonalizme birçok konuyu kapsayan bu söyleşi, okuyucuya hem ABD solunu daha yakından tanıma, hem de farklı ulusal bağlamlarda önemli karşılaştırmalar yapma fırsatı sunuyor.

Son olarak, geçtiğimiz aylarda dergimizde yayınlanan Muhsin Yorulmaz’ın Afro-Amerika başlıklı yazısını dosya konumuza uygun içeriğini gözeterek tekrar yayınlıyoruz.

Umarız dosyamız, yerkürenin neresinde olursa olsun, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya düşleyen dostlarımıza, yoldaşlarımıza düşünsel ya da pratik düzeyde bir parça ışık olabilmek ümidiyle!

Dosya editörleri
Dilek Uygül
Güney Işıkara