2000’li yıllarda dünya solunun başlıca ilgi odağı haline gelen Venezuela deneyimi, bugün neden parıltısını yitirdi?

Bir dönem sosyalist hareketler Chavez liderliğindeki Bolivarcı Venezuela’yı büyük bir ilgiyle izlerdi. Hatta bunların arasından, Venezuela’daki deneyimden 21. yüzyıl sosyalizminin yasalarını çıkartmaya çalışanlar dahi olmuştu – oysa henüz yüzyılın çok başlarındaydık.1

Bugün ise, tam tersine, Venezuela’dan soğuma ve uzaklaşma eğilimi görülüyor. İçeriden bilgiye erişme çabasındaki gerileme, bu deneyimin özgünlükleri üzerine teorik çalışmalarda seyrelme, Amerikancı medya propagandasının etkisinde artış gözleniyor.

Bu çalışmada, Hugo Chavez önderliğinde geliştirilen ve onun zamansız ölümünün ardından Nicolas Maduro tarafından yönetilen Bolivarcı sürecin neden çıkmaza girdiğini analiz etmeye çalışacağız.

Chavez’in Son Mücadelesi

11 Ocak 2009 günü, Caracas’ın en büyük tiyatro salonu, Teresa Carreño, olağandışı bir kalabalıkla dolmuştu. Başkan seçildiğinden bu yana “Alo Başkan” programlarıyla halkla doğrudan temas ve etkileşim kuran Hugo Chavez, bu kez yeni bir program formatını gerçekleştiriyordu: “Teorik Alo Başkan” (Aló Presidente Teórico). Ülkenin dört bir tarafından gelmiş komünal konsey örgütçüsü Chavistlerin oluşturduğu yüzlerce militan Comandante‘lerini coşkuyla dinlemeye gelmişti. Chavez, “Komün”lere dair önermelerini ilk olarak bu programda açıkladı.

Komün, sosyalizmi küçükten başlayarak vücuda getireceğimiz, doğuracağımız zeminlerdir. Tohum tohum üstüne, taş taş üstüne koyarak bir dağ yaratacağız.2

Komün, her şeyden önce, yerel bir örgüttü. Belirli bir yerel yaşam alanında, komünal konseylerin birleştirilmesiyle kurulacaktı. Her komünün bünyesinde mutlaka sosyal üretim birimleri de bulunacaktı. Komünler valiliklerin ya da bakanlıkların uzantıları olmayacaktı, bizzat halk örgütleri olarak tarih yapacaktı. Komünler ülkenin siyasi coğrafyasını değiştirecek, verili köy, ilçe, il, hatta eyalet sınırlarına takılmadan komünler kurulabilecekti (örneğin iki farklı şehre bağlı iki köyün ortak bir komün kurması) Böylece ülkede yeni bir siyasi coğrafya da şekillenecekti.

Chavez, komünlerin birleşerek komünal şehirler oluşturmasını, bunların komünler federasyonuna evrilmesini ve nihayet eski devlet aygıtının yerini almasını öngörüyordu. Sosyalizm kararnamelerle gelmeyecek, halk komünleri yoluyla “kahramanca bir yaratımla” tabandan, halk tarafından inşa edilecekti.

Chavez’in burada formüle ettiği strateji, komünler yoluyla mevcut devletin ve üretim ilişkilerinin dönüştürülmesi ve nihayet bir “Komünal Devlet”in kurulmasıydı.

Chavez, kendisini dinleyen komünal konsey örgütçülerine, Çin’den bir kitaptan yaptığı alıntılarla komünlerin ne olduğunu anlatıyordu.3 Chavez burada, Çin Devrimi ile kendi deneyimlerini kıyaslayarak şu çıkarımı yapmıştı:

Biliyorsunuz, Çin Devrimi iktidara silahlı bir devrim sonucunda geldi, ve pratikte sıfırdan başladılar. Biz ise öyle değil; biz iktidara çok ilerici bir yoldan geldik ve düşmanla mücadelemizi çok farklı bir çerçevede ve tarihsel bağlam içerisinde sürdürüyoruz4

Acaba Chavez bu kıyaslamada yanılıyor olabilir miydi? Acaba gerçekten de, Venezuela Bolivarcı ‘Devrimi’, eski devleti seçim yoluyla devralarak, eski devleti yerle yeksan eden 20. yüzyıldaki sosyalist deneyimlerden daha ileri bir noktadan mı yola çıkmıştı? Muazzam bürokratik aygıtı ve tüm gözeneklerine petrol rantı bulaşmış ilişkileriyle Venezuela burjuva devletini devralmış olmak, Bolivarcı ‘Devrim’in gücü mü, yoksa güçsüzlüğü müydü?

Diyelim ki bir vali geldi, ya da Chavez geldi, ve şu toprakta özel bir şirkete büyük bir bina için inşaat izni verdi. Peki, biz komün olarak buradayken Chavez nasıl böyle bir şey yapabilir? Chavez, bunu böyle yapamazsın, bizimle konuşmak için birisini göndermelisin. Devletin kararlarına karşı çıkmaya kalkmayın, ama topluluğu etkileyen her şey için sizlerin de söz hakkı olması gerekir.5

Chavez’in bu açıklamasından, komünarların “Devletin kararlarına karşı gelmesinin” dahi yasaklandığını anlıyoruz. Peki nasıl olacak da komünler eski devletin yerini alabilecekti? Çatışmasız böyle bir devir teslim mümkün müdür?

Chavez’in valilere çağrısı şöyleydi: “Vali, komüne daha fazla yetki devretme sorumluluğunu üstlenecektir”6 Tabii ki valiler bu “sorumluluklarını” hiçbir zaman yerine getirmediler! Zira iktidar verilmez, alınır. Oysa komünlerin “devletin kararlarına karşı çıkma” hakları dahi yoktu!

Chavez, bu toplantıda, “2010 yılını komünler yılı ilan etmeyi ve Komünlere dair ilk denemelerin Temmuz ayına kadar tamamlanmasını” önerdi ve bu önerisi coşkulu alkışlar arasında kabul edildi.

Ne var ki, “Teorik Alo Başkan 2”yi yaptığı Temmuz ayında, bu karardan hiç söz etmedi. Zira ortada henüz bir komün yoktu.

Burada, Chavez, o güne kadarki ekonomik politikalarının temelini oluşturan kooperatifçiliğe keskin bir saldırı yöneltti. Zira, Bolivarcı iktidar, o zamana kadar 10 yılı bulan iktidarında onbinlerce kooperatif projesini desteklemiş, ama buradan sosyalist bir kazanım çıkmamıştı.

Kooperatif ilginç bir biçimdir, ama kooperatifler sosyalizmin güvencesi değildir. Safi kapitalist olan, başkalarını sömüren pek çok kooperatif vardır. Dahası, kooperatif kostümü giyen burjuvalar vardır, ‘bu bir kooperatiftir’ diyerek yüzlerine makyaj yapıyorlar, böylece vergi ödemekten kurtuluyorlar. Bu yaptıkları da sömürüdür.7

Chavez, burada yeni bir kavram önerir: Kooperatif yerine komünitif!

Komünitifler, her durumda, komünal işletmelerdir. … (komünler) komünal işletmelere sahip olmalıdırlar, o topluluğa ait üretken firmalar kurmalılar, bu işletmeler o topluluk için kullanım değerleri üretmelidir8

Böylece, her bir komünün, halk demokrasisinin organları olarak Komünal Konseyler ile, halk üretiminin organı olarak sosyal işletmeleri birleştiren birer politik-sosyal örgüt olacağının altını çiziyordu. Komünler bir tür bölgesel hükümet olacaktı.

Böylece Bolivarcı devlet, özellikle petrol gelirlerini kullanarak, devasa fonlarla komünal konseyleri desteklemeye, onların Komünlere dönüşümünü teşvik etmeye başladı. (Chavez’in verdiği rakamlara göre, sadece 2008 yılında, komünal konseyler aracılığıyla yürütülen projelere devlet bütçesinden 2,5 milyar $ aktarılmıştı.)

21 Aralık 2010’da Komünler Yasası yürürlüğe girdi. Bu yasaya göre, her bir Komün, şu organlara sahip olacaktı:9

1. Komün Meclisi

2. Yürütme Konseyi

3. Yönetim Komiteleri (Su, Sağlık, Çöp vb. somut sosyal faaliyetlerin yönetimi için)

4. Komünal Planlama Konseyi

5. Komünal Ekonomi Konseyi

6. Komün Bankası

7. Komünal Denetim Konseyi

Özellikle Komün Meclisi, özyönetim için kritik önemdeydi. Bütün diğer Komün organlarının Komün Meclisi tarafından seçilmesi öngörülmekteydi. Yerel devlet yöneticileriyle akraba olanların Komün Sözcüsü ve diğer Komünal yönetim görevlerini üstlenmesi yasaklanmıştı.

Fakat, Chavez’in dediği gibi, sosyalizm kararnameyle, yasa çıkartmakla gelmezdi. 2012 sonuna kadar pratikte hiçbir komün kurulamadı. Halkın bu yöndeki girişimlerini kıran, bağımsız inisiyatifinin gelişmesini etkin biçimde engelleyen, devlet bürokrasisinin ta kendisiydi.

Gerçekte, verili bir devlet aygıtının, aşağıdan emekçi halk örgütlenmesi yolundan, barışçıl biçimde, hiçbir çatışma olmaksızın, yerini komünlere bırakacağını öngörmek ham hayalden başka bir şey değildi. Bolivarcı Sosyalizm öğretisi, son dönemlerinde tümüyle komünler aracılığıyla inşa edilecek bir sosyalizm programına odaklanmıştı.

İktidardaki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) bütün aygıtıyla (görünüşte) bu işe seferber edilmişti. Fakat aksayan bir şeyler vardı ve bir türlü komünler kurulamıyordu.

Chavez, son programatik konuşmasını, 2012 Ekimi’nde başkan seçildikten sonra topladığı yeni bakanlar kurulunda, tümüyle bu başarısızlığa ayırdı. “Yön Değişikliği” başlıklı bu konuşmasında Chavez; “…komünler ortada yok. Onları nerede aramalıyız, ayda mı? Yoksa Jüpiter’de mi?” diye soruyor, bakanlar kurulunu azarlayarak pratik özeleştiriye çağırıyor, Başkan Yardımcısı Maduro’ya hitaben: “Nicolas, bu görev için sana güveniyorum” diyordu. Son günlerini yaşadığının bilincinde olan Chavez, adeta vasiyeti olarak, bu konuşmasında “Ya komünler ya da hiç” (Comunas o nada) diyordu.10

Komünal devlet, Chavez’in bu hedefi ilan etmesinin üzerinden geçen dört yıla yakın zamanın ardından hala puslu bir dağın ardındaydı. Açıkçası, henüz bu yönde herhangi bir ciddi adım atılmamıştı. Acaba Mao’nun eski devleti yıkmış olması, Chavez’e hala “sıfırdan başlamak” olarak görünüyor muydu? Mao’nun halk komünleriyle ilgili sözlerini fotokopiyle çoğaltıp bütün bakanlarına dağıttığına bakarsak11, kendisinde giderek büyüyen bir Mao sempatisi saptayabiliriz.

Oysa Mao Zedung, 1949’da Komintang’ın çürümüş devlet aygıtını yıkmakla kalmamıştı. Yeni devrimci devletin de yozlaşması üzerine, 1966’dan itibaren, bizzat Çin Halk Cumhuriyeti’ne ve Çin Komünist Partisi’ne karşı da işçi-köylü kitlelerin Proleter Kültür Devrimi’ne önderlik etmişti. Chavez, Mao’nun sözlerini bakanlara dağıtmak yerine, Mao’nun yaptığı çağrının benzerini komünal konseylerde örgütlü emekçi halka yaparak “gerekirse valileri çiğneyip geçin” deseydi, muhtemelen ölümünden önce pek çok yerde komünlerin hızla örgütlendiğini görecekti.

Ya Komün Ya Hiç

Chavez’in ölümünün ardından görevi devralan Nicolas Maduro, seçim kampanyasında, “Ya Komün Ya Hiç” sloganını kullanmıştı. Gerçekten de Chavez’in bu sloganı kısa sürede kitlelere mal oldu ve gerek komünal konseylerin, gerekse komünlerin sayısında büyük bir artış yaşandı. 6 Eylül 2013’te yapılan Komün Sayımı’na göre, ülkede 1401 Komün, 40,035 Komünal Konsey ve 28,791 Sosyal Hareket vardı.12

2014 yılı, bir yandan dünya petrol fiyatlarının hızlı düşüşü, Venezuela parasının değer kaybı, ithal tarım ürünlerinde kıtlık, sermaye oligarşisinin sokak şiddetini tırmandırmasıyla tam bir kriz yılı oldu. 2014’te başlayan karşıdevrimci fırtına Bolivarcı hükümeti yıkmayı başaramadı. Ama Chavez’in “komünal devlet” doğrultusunda çizdiği yol haritasını gündemden düşürdü.

Gerçi Komün Bakanlığı verilerine göre: 2016 itibariyle halen 1620 komün ve 46,566 komünal konsey vardı.13 Yani, Venezuela’yı sarsan karşıdevrimci fırtına yılları boyunca, komünal konseyler ve onların üzerinden yükselen komünler dağılmadı, hatta kısmen sayıları arttı.

Ne var ki, Venezuela devleti, bu yıllarda tümüyle Chavist bürokrasinin hakimiyetine girdi.

Bu bürokratik tabaka, komünlere karşı açık bir sınıf savaşı yürütmekte, onları kontrol altına almaya çalışmakta, boğmakta, dağıtmaktadır. Bu sebeple çoğu komün, “kağıt komün” haline gelmiştir. Yni resmen var olsalar da, gerçekte varlıkları kağıt üzerinde kalmaktadır.

Ülkenin güneybatısında 800 hektar arazide mısır eken El Maizal komününün sözcüsü Angel Prado’ya göre, yerel Chavist liderler ve PSUV örgütü, komünün “başlıca düşmanları”nı oluşturuyor, “komünü söndürmek” için aktif biçimde çalışıyorlar. Prado, “Komünarlar olarak bizim, yöneten parti ile çok az ortak noktamız mevcut” diyor.14

Bolivarcı hükümetin eski Komünler Bakanı, yeni Kültür Bakanı Reinaldo López Iturriza, yazdığı bir yazı ile, Bolivarcı hareketin açık bir eleştirisini yaptı (Ocak 2016). Şöyle diyordu:

Komünal Konseylerden artan oranda geri çekilmemiz, Bolivarcı Devrimin bürokratlaşmasının yanılmaz bir işaretidir. Aynı olgunun bir diğer yanılmaz işareti ise, siyasi bürokrasinin komünal konseyleri ‘kontrol’ edemeyişinden duyduğu büyüyen huzursuzluktur.15

Iturriza, PSUV’un Temmuz 2014’teki 3. Kongresi’nde komünal konseylerin devrimci politikanın birincil alanı olmaktan çıkarıldığını, hatta Kongre Kararlar Tutanağında komünal konseylere hiç yer verilmediğini, bunların yerine yeni kurulan Bolivar Chavez Birimleri’nin geçirildiğini aktarıyor. Hiç kuşkusuz, bu kararda Chavez’in erken vefatıyla elleri rahatlayan siyasi bürokrasinin önemli bir rolü vardır. Pek çok kez olduğu gibi, Lider’in fotoğrafları vitrinde kalırken, fikirleri sessizce güverteden aşağı atılmaktadır.16

Chavez, boşuna “Bir vali halk iktidarının kolaylaştırıcısı olmalıdır, halkın iktidarını çalan kişi değil” dememişti.17

Özetle, önce Bolivarcı çemberler ve kooperatifler, sonra komünal konseyler ve nihayet komünler biçiminde tabandan yükseltilmeye çalışılan yeni halkçı siyasal biçimler, Bolivarcı Süreç boyunca, burjuvaziden devralınan devlet aygıtını devirip hakim hale gelemedi, tersine burjuva devletinin basıncı altında, ona eklemlendi. Komünal konseyler ve komünler valileri yönetemedi, ama valiler bu demokratik halk organlarına sürekli müdahale ederek, perde arkasından onları yönettiler.

Dolayısıyla Chavez’in “komünal devlet” teorisi deneyimin asidinden sağlam olarak çıkmadı.

Petrol Sosyalizmi?

Diğer yandan, “komünal ekonomi” de ABD ve yerli sermaye gruplarının ekonomik sabotajlarına karşı koyamadı.

Bolivarcı Sosyalizmin ekonomik inşası da, komünal devlet inşası gibi, egemen burjuva sınıfla doğrudan bir çatışmaya girmeksizin, paralel yapılar inşa ederek, “aşağıdan” yürümeyi öngörüyordu. Chavez, sanayileşmiş Avrupa ülkelerini temel alan, petrol ekonomilerini incelememiş olan Marx’ın bilimsel sosyalist öğretisinin Venezuela’da geçerli olmadığını, zira Venezuela’nın bir petrol ekonomisi olduğunu öne sürmüştü. Sosyalizm Venezuela’da petrol sosyalizmi biçimini alacaktı. Ülkenin petrol kaynaklarından gelen zenginlikler, sosyalist sanayinin kurulmasına temel oluşturacaktı.18

Chavez, bu yoldan, sermaye oligarşisi ile çatışmadan, kapitalist üretimi aşmayı umuyordu. Oysa sermaye hakim biçim olarak, ekonomide başka mülkiyet biçimlerine yer bırakmaz, onları da kendisine tabi kılar. Ekonomik iktidarı burjuvazinin ellerinden söküp almadan, ekonominin hakim tepelerinde sosyalist üretimi hakim kılmadan, bırakın sosyalizmi, sosyalist inşadan dahi söz edilemez.

Nitekim, özel kapitalist sektör, Bolivarcı Süreçten kârlı çıkmıştır. Venezuela GSYH’sında özel sektörün payı, büyüme yıllarında devlet sektöründen hızlı arttı: 1998’de %64,7’den 2008’de %70,9’a çıktı.19 Ekonomik daralma döneminde kısmen küçülse de (2015’te %66 oldu) Venezuela ekonomisi halen kapitalist özel sektörün hakimiyetindedir. Venezuela özel sektöründe kâr oranları, 1999’da %11 iken, 2008 yılında %22’ye çıkarak görülmedik bir düzeye ulaşmıştır.20

Ne var ki, sermayenin genişleyici hareketi son bulup, küresel ekonomide daralma başlayınca, dünya petrol fiyatlarında keskin düşüşler oldu. Böylece, petrol sosyalizmi teorisi de boşa düştü. Zira, petrolden gelen göreli kaynak bolluğu sona erdi. Ülkenin kaynakları daralırken, bu kaynakların paylaşımı üzerinde şiddetli bir sınıf savaşı patlak verdi. 2014’ten bu yana Venezuela sokaklarında süren şiddetin özü; petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağıdır.

“Normal” kapitalist ilişkiler içinde, ekonomik kriz başladığında öncelikle sosyal harcamalar kesilir, ücretler düşürülür, daralan kaynaklar öncelikle burjuvazinin kurtarılması için harcanır. Maduro bunun tersini yapınca, darbe girişimi de dahil her türlü karşıdevrimci şiddetle devrilmek istendi. Bütçesinin %74’ünü sosyal harcamalara ayıran, krizin işçilerin gelirini eritmemesi için bir yıl içinde asgari ücrete üç kere zam yapan Maduro yönetimi, ABD ve yerli burjuvaziyi had safhada kızdırdı! 2014-’16 ekonomik krizi ve bu ateşe benzin döken burjuva sabotajları, komünal ekonomik biçimler ve halkçı bir hükümetle özel tekellerin “barış içinde birarada” yaşamasının imkansızlığını açıkça gösterdi.

Kaldı ki, devlet olanakları ve petrol rantına erişim imkanı, pek çok Chavist bürokratı birer burjuvaya dönüştürmüştür. “Boli-burjuvazi” denilen bu kesim, bizzat Bolivarcı hareketin içinde kapitalizmin temsilcisi konumundadır. Tabanda komünleri inşa etmek için mücadele eden Chavist emekçilerin karşısına, özel tekellerden de önce Chavist devlet bürokratları ve Boli-burjuvalar dikilmektedir. Ki, komünarların ayrı, özgün, ülke çapında bir siyasal partisi yoktur. PSUV, özellikle yönetim kademeleri boli-burjuvalar ve bürokratlar tarafından işgal edilmiş, çok sınıflı bir seçim partisidir. Adı sosyalist olsa da, gerçekte sınıf mücadelesini geliştiren değil, içinde hapsedip boğan bir partidir.

Bugün komünler büyük oranda tarımsal alanlarda kurulmuştur. Şehirlerde küçük ölçekli, yerel ihtiyaç temelli kimi komünal sanayi işletmeleri de mevcuttur. Üretim araçları üretiminin yerel komünler üzerinden geliştirilmesi zaten düşünülemez. Ama geçim araçları sanayilerinin de komünler bünyesinde geliştirilme hızı son derece düşüktür, salyangoz hızıyla ilerlemektedir.

Komünlerin sayısı arttıkça, ekonomide sosyalizmin hakim olacağını sanmak kadar büyük bir yanılgı olamaz. Bu, tıpkı, 2003’ten itibaren girişilen kooperatifleri destekleme siyaseti gibi, ancak kapitalizmi başka bir biçim altında yeniden üretecektir. Zira sermaye, hakim ekonomik ilişki olarak, farklı ekonomik ilişkileri de kendisine eklemleyebilir. Tıpkı burjuva devletinin aşağıdan kısmi girişimlerle yerinden edilemeyecek olması gibi; kapitalist ekonomi de kısmi parçalı komünal işletmeler tarafından yerinden edilemez. Kapitalist bir ekonomi içinde, devletleştirilmiş fabrikalar da kapitalist ilişkiler içinde hareket eder, yani sosyalist sektörü değil, devlet kapitalizmi sektörünü oluşturur.

Sermaye egemenliği ancak üretim araçlarının toplumsallaştırılması yolundan devrilebilir. Chavez, bunu yadsıyarak, bizzat sosyalizmi yadsımıştır.

Bir yazarın yerinde gözlemiyle; Bazı 21. yüzyıl sosyalizmi teorisyenlerinin, Venezuela’nın bürokratlaşmış Sovyet devlet ve parti sistemine karşı katılımcı demokratik sosyalist bir alternatif sağladığı iddialarının aksine, Venezuela bürokratlaşmış bir devlet ve partiyi, üstelik sosyalist bir temelden de yoksun biçimde, yeniden üretmiştir.”21

Kurucu Meclis seçimleriyle birlikte, Bolivarcı Hareket, hem kitleler nezdinde güven tazelemiş, hem de yasama yetkilerini tekelci burjuvaziden büyük oranda geri almış durumda.

Acaba Nicolas Maduro yönetimi, gerek tekellerin gerekse ABD’nin korkularını hayata geçirip, Kurucu Meclis’ten “komünal devlet” ve “toplumsallaştırılmış ekonomi” yönünde bir anayasa çıkartabilecek mi? Komünlerin devlet iktidarını oluşturmasını anayasa hükmü haline getirerek siyasi bürokrasiye ve özel tekellere darbe vurabilecek mi? Ekonomideki sabotajın temellerini ortadan kaldırmak üzere bütün stratejik sanayileri bedelsiz kamulaştırabilecek mi?

Yoksa Bolivarcı hareket, 18 yıldır içinde debelendiği çelişkilerin etrafında dönmeye devam mı edecek? Hep birlikte göreceğiz.

1Örneğin, Mehmet Yılmazer, şöyle diyordu: “Bu ülkelerde üç tip mülkiyet vardır: Devlet, sosyal ve özel. … Üç mülkiyet biçimi 21. yüzyıl sosyalizminde birlikte yaşayacaktır.” (21. Yüzyıl Sosyalizmi, Yol Dergisi, Sayı 16, Bahar 2009. Kaynak: https://www.yolsiyasidergi.org/21-yuzyil-sosyalizmi-mehmet-yilmazer)

2Hugo Chavez Frias, “Comunas, Propiedad y Socialismo”, Ministerio del Poder Popular para la Comunicación y la Información, Colección Cuadernos para el Debate, Ağustos 2010, Caracas, sf 21, çeviri bize ait. Bu metin, Chavez’in sırasıyla 11 Ocak ve 18 Temmuz 2009 tarihli “Aló Presidente Teórico”, “número 1” ve “número 2” başlıklı televizyon programlarından derlenmiştir. Programların tam hallerini https://www.youtube.com/watch?v=lUjfnetMbyM ve https://www.youtube.com/watch?v=eMb6uLM6Rgc linklerinden izleyebilirsiniz.

3Chavez’in okuduğu kitap, Çu Li ve Tien Çie-Yun tarafından yazılan, 1976 tarihli “Halk Komünü Nedir?” idi. (İspanyolca baskısı: ¿Cómo es la comuna popular?, Chu Li-Tien Chie-yun, Pekín, Ediciones en Lenguas Extranjeras, 1976)

4Age, sf 46.

5Age, sf 59-60

6Age, sf. 83-84

7Age, sf. 151

8Age, sf. 153-154

9Juana M. Morgado, ¡Construyamos Socialismo desde las Comunas!, Villa de Cura – Municipio Ezequiel Zamora, Estado Aragua-Venezuela, Aralık 2012, Kaynak: http://xa.yimg.com/kq/groups/21349302/1709135982/name/LIBRO+CONSTRUYAMOS+SOCIALISMO+DESDE+LAS+COMUNAS+2012.pdf

10Chavez’in bu konuşmasının İngilizce tam metnine şu linkten ulaşabilirsiniz: https://monthlyreview.org/commentary/strike-at-the-helm/#en2

11“Bir seferinde Carmen Melendez’den Mao Zedung’un küçük kızıl kitabından komünlerle ilgili yazılarını fotokopiyle çoğaltıp size dağıtmasını istemiştim, şimdi 30 kopya daha çıkarttırıp her bir bakana dağıtmak istiyorum. Hiçkimsenin bunları okumadığı anlaşılıyor, zira bunlarla ilgili bana bir sayfalık bile yorum gelmedi.” (Carmen Melendez, o dönemde Halk İktidarı Bakanıydı.) (Çeviri bize ait, aynı yerde)

12Kaynak: http://censo.mpcomunas.gob.ve Kıyaslamak açısından: 2007 yılında ülkede 19,500 komünal konsey vardı.

13Kaynak: https://www.greenleft.org.au/content/venezuela’s-communes-form-front-line-difficult-revolutionary-struggle

14Aktaran: George Ciccariello-Maher, Venezuela: ¡Comuna o Nada!, ROAR Mag https://roarmag.org/magazine/venezuela-communa-o-nada/

15İngilizce tercümesi: http://www.thedawn-news.org/2016/01/07/venezuela-for-the-revival-of-revolutionary-politics/

16Devrimci Bolivar ve Zamora Cephesi, bir açıklamasında, şu uyarıları yapıyordu: “Ülke Chavez’in bize bıraktığıyla aynı ülke değil. Süreklilikler var, özellikle konut dağıtımlarıyla ilgili, son altı yılda 1.5 milyon ev yapıldı … ama kopuşlar da var, özellikle de siyasetin nasıl yapıldığıyla ilgili, halkın başrolü oynaması gerektiği anlayışıyla ilgili, devrimci demokrasi mekanizmaları ve sürecin liderliğinin etiği gibi konularda, ileriye doğru giden yolda kopuşlar var.” Kaynak: http://www.venezuelasolidarity.org/2017/03/10/revolutionary-bolivar-and-zamora-front-reviving-chavezs-politics-is-our-greatest-homage/

17El socialismo del siglo XXI, Hugo Chávez Frías, Colección Cuadernos para el Debate Ministerio del Poder Popular para la Comunicación y la Información; Enero, 2011, Caracas, sf. 97, çeviri bize ait.

1829/07/2007 tarihli Alo Başkan No. 288. Kaynak: http://www.todochavezenlaweb.org.ve/todochavez/4082-alo-presidente-n-288

19Eric Toussaint, The Venezuelan economy: In transition towards socialism?, Kaynak: http://www.cadtm.org/spip.php?page=imprimer&id_article=5756

20Pascualina Curcio, Mitos sobre la economía venezolana (I), ALBA TV, Kaynak: http://www.albatv.org/Mitos-sobre-la-economia-venezolana.html

21Venezuela’s Communal Movement, Stansfield Smith, Kaynak: Counter Punch https://www.counterpunch.org/2016/12/30/venezuelas-communal-movement/