#DOSYA 03

HALK EGEMENLİĞİ

#Dosya 03: Halk Egemenliği

Üçüncü dosyamızda Halk Egemenliği kavramı üzerinden, demokrasi, politik özgürlük, halk iktidarı kavramlarını tartışmak ve buradan Türkiye’de zor şartlar altında yürütülen özgürlük mücadeleleriyle aynı yere bakarak, akademik-politik bir pencere açmak istiyoruz. Umarız, politik özgürlük mücadelesinin OHAL şartları altında dahi soluksuzca sürdüğü bu topraklarda, dosyamız da bu mücadeleye ufak da olsa düşünsel bir katkı sunabilir... Tamamını Oku...

Radikal Demokrasi, Halk Demokrasisi ve Kapitalizm

Tabiyet, tahakküm ve baskı ilişkilerini incelerken özel mülkiyetin sorunsallaştırılmaması, politik olanla ekonomik olanın birbirinden bağımsız iki alan olarak kavranmasıyla ilintilidir. Bu yanılsamanın sonucunda, bir yandan politik alanda demokrasi ve eşitlik herkes için tanımlanırken, diğer yandan insan hayatının büyük kısmının içinde geçtiği ekonomik alan bu haklardan arındırılır.... Tamamını Oku...

Leninizm ve Demokrasi Mücadelesi

Sınıf savaşının koşullarındaki nesnel değişimleri ve yeni özneleşme süreçlerini görmezden gelmek ve/veya an itibariyle toplumsal öncülüğü işçi hareketinin üzerinde yükselmiş bağımsız bir sınıfı partisi yap(a)mıyor diye ezilen toplumsal kesimlerin rejime karşı yükselttiği demokrasi ve özgürlük mücadeleleri ile aktif bir şekilde ilişkilenmemek, en iyi ihtimalle, sınıfa güncel çelişki ve politikadan “uzak durmaktan” başka bir şey önermemek anlamına gelir. Bu da Leninizm'in reddinden başka bir yere varamaz. ... Tamamını Oku...

TÜSİAD: Liberalizmin Öncülüğünden Faşizmin Yedekliğine

TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan “Liberal demokrasi, hukuk devleti ve piyasa ekonomisinin tüm dünyaya barış ve refah getireceği beklentisinin boş çıktığını itiraf etmek durumundayız” diyerek dünyada “güçlü liderler dönemine girildiğini” ilan etti. TÜSİAD elbette sosyalizm övgüsü yapmıyor. Bahsettiği şey şirket kapitalizminin otoriter bir devlet güdümünde sevk ve idare edilmesi. Güçlü lider dediği de elbette Stalin değil, Putin, Erdoğan, Trump, Xî gibi “tek adamlar”. Peki, ne oldu da TÜSİAD ekonomik ve siyasi liberalizmin bayraktarlığını bırakıp devletçi ve baskıcı safa savruldu?... Tamamını Oku...

Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletin mi?

AKP, kayıtsız, şartsız millet egemenliği derken, bütün iktidar Saray’a devredildi. OHAL ilanı sayesinde korku iklimini yaratmak için ilk çıkış yapıldı. OHAL’de sokağa çıkılamaz vb. efsaneler yaratıldı. Toplumsal gösteri ve eylemler yeniden dizayn edilen polis, asker ve mahkemeler aracılığı ile zapturapt altına alındı. AKP yıllar öncesinden memurların iş güvencesinin kaldırılması yönünde zaten hazırlık yapmıştı. “Allahın lütfu” olan darbe, kamu emekçilerinin örgütlerini ve kendilerini tasfiye etmek için iyi bir olanaktı ve AKP bu olanağı elinden kaçırmayacaktı.... Tamamını Oku...

Youthquake / Gençlikdepremi

Bugün emperyalistler ve sömürülen uluslar arasındaki, kapitalistler ve yoksullaştırılmış kitleler arasındaki, ataerki ve kadın ve LGBT arasındaki, tüm ezenler ve ezilenler arasındaki çelişkiler gözlerimizin önünde giderek keskinleşirken, kâr merkezi etrafında dönen, savaşlar yüzünden harabeye dönmüş ve kirlilik yüzünden nefes alınamayan bu dünyanın varisleri olan gençlere yüzümüzü dönmeliyiz.... Tamamını Oku...

Youthquake

Today, as the contradictions in human society between imperialists and the colonised nations, between capitalists and the impoverished masses, between patriarchy and women and LGBT, between all oppressors and oppressed become sharper and clearer before our very eyes, we must look to the generations which are inheriting this world which runs on profits, which is wracked by war and choked by pollution.... Tamamını Oku...

#MAKALELER

Komando Meral’e Asiye’yi Sorun

Akşener hiçbir biçimde kadın özgürleşmesinin sembolü ya da lideri olarak sahneye çıkartılamaz. Tarafı faşizmin tarafıdır. Kadın oluşundan dolayı dayanışma gösterilecek olan değil, insanlığa karşı işlediği tüm suçlar sebebiyle hesap sorulacak olandır.

... Tamamını Oku...

7 Haziran’la Vedalaşabilmek

Ezilenlerin birleşik demokratik cephesi olan HDP'nin seçim stratejisi 7 Haziran ruhunu diriltmek değil, bir an önce onunla vedalaşabilmek ve seçim çalışmasını sadece oy çalışması olarak değil, aynı zamanda antifaşist kitle mücadelesinin örgütlenmesinin de zemini olarak değerlendirmek olmalıdır.... Tamamını Oku...

Yeniden Yabanlaştırma

Ekolojik krize karşı mücadelede “üç beş ağaç”ın kurtarılması bile önemli bir meseledir. Dolayısıyla bu doğrultuda yapılan her mücadele, her öneri önemlidir. Bununla birlikte mücadelede izlenecek yollar “tükeniş karşıtı ve çevresel adalete yönelik” hareketin ufkunu daraltmamalıdır. Yeniden yabanlaştırma için yapılan bütün çabalar desteklenebilir ama diğer taraftan ekolojik kırımın müsebbibi olan gelişmiş ülkelerden ve şirketlerden, sorumluluklarını kabul etmelerini ve bedelini üstlenmelerini neden talep etmeyelim?... Tamamını Oku...

RADIATING DISASTER TRIUMPHANT: MODERNITY AND ITS DISCONTENTS

The general “post-modern” critique is that the Enlightenment’s claim to universalism, with humanity as central to making society and history, is intrinsic to murderous projects such as colonialism and capitalism; communism, and the claims made by every form of Marxism, are seen as cut from the same cloth. Hence it is tempting to respond to this anti-communist criticism by upholding the Enlightenment and modernity with mild qualifications.

... Tamamını Oku...

MUZAFFER FELAKET BELİRTİLERİ: MODERNİTE VE HOŞNUTSUZLUKLARI

Yaygın ‘post-modern’ eleştiriye göre Aydınlanma, taşıdığı evrensellik iddiası, ve toplum ve tarihin gelişiminde insanlığa atfettiği merkezi konum itibarıyla sömürgecilik ve kapitalizm gibi ölüm saçan projeleri içkin olarak barındırır. Komünizm ve her türüyle Marksizm de bunlarla aynı tornadan çıkmıştır. İşte bu yüzden, post-modernizmin anti-komünist eleştirisine cevaben – belli şart ve kısıtlamalarla – Aydınlanma ve moderniteyi savunmak önemlidir.... Tamamını Oku...

TEKNOLOJİK İYİMSERLİĞE DAİR

Bilim, makine ve yapay zeka kendi içinde ne bir tahribat kaynağı, ne de kurtarıcı bir kahraman olabilir. Kendi torunlarımıza gerçekten (yaşanabilir) bir dünya bırakmak istiyorsak yapmamız gereken ütopyayla distopya arasında bir uçtan ötekine savrulmak yerine, içinde bulunduğumuz derin krizi üretim ilişkileri bağlamında serinkanlılıkla ele almak ve ezelden beri pansuman telkin edenlere kulağımızı tıkayıp, yarayı doğuran kaynağı kökünden kurutmaktır.... Tamamını Oku...